Geredeli bir komşumuz vardı.Orta halli esnaftı.İki ailesi vardı.Geceleri sabaha kadar içki içer,sabaha kadar bir kenara sızardı. Namaz-niyaz, oruç gibi ibadetlerden mahrumdu.

 

İlk ailesi tesettürlü,vakarlı,herkesin itibar ettiği mütevazi bir hanım efendi idi.İkinci karısı ise,kaba saba,hayasızca kocasının içki sofrasını severek hazırlayan bir kadındı. O zamanki tabirle bir tango idi.

 

Bu adam, ilk iffetli karısını küçümser, daima onu tahkir eder,hatta bazen dövdüğü  olurdu.Bilhassa kabak çiçeği gibi açılmasını-saçılmasını ister,buda olmayınca ona karşı husumeti artardı.

 

Nihayet bu eza ve tahkirlere tahammül edemeyen sabırlı,temiz, İslami vasıflarla temayüz eden İstanbul hanımefendisinden ayrıldı.Bu bahsettiğimiz kimsenin  Allah’ın mahluku olan bütün insanlara iyi – kötü demeyip ayırt etmeden şefket nazarı ile bakan Saliha bir annesi vardı. Her şeyin , Allah’a dua yoluyla sonuçlanacağını bilenlerdendi.Tekrar ettiği dua şu olurdu:’’Ya Rab!Yunus’umun bir defa olsun Cuma namazına gittiğini bana göster!’’

 

Zaman geldi, bu yaşlı hatun oğlunun istikbaldeki halini göremeden Rabbine kavuştu.Annesinin vefatı,Allah’ın nusreti ile oğlunda öyle bir değişiklik meydana getirdi ki, kısa bir zamanda onun  o kötü hal ve görüşleri birden bire hakikat yoluna yöneldi.şimdi o, sabahlara kadar içki içilen odanın ışıkları gene yanıyordu,ama bu sefer  Yunus bey namazlar kılıyor, istiğfar ediyordu.Kaza namazları,oruçlar,sadakalar,hayırhasenatlar birbirini takip ediyordu.Hanesi misafirlerle dolup dolup taşıyordu.Herkesin evvelce nefretle baktıkları Yunus efendi bu sefer tam tersine herkesin sevdiği,hürmet ettiği bir insan olmuştu.Kendisine müracaat eden bir darda kalanın yardımına yetişiyordu.Ticari işleride günden güne inkişaf etmiş,hayli zenginleşmişti.

 

(…) Bilhassa beddua etmekten sakınılmalıdır.Bazı kadınlar,ağızlarında sakız gibi bu kötü hali itiyat edinmişlerdir.Sebepli sebepsiz her şeye bilhassa  oğullarına,kızlarına beddua  ederler.Bu ne çirkin bir alışkanlıktır.Halbuki bilmezler ki, o hatalı sözler dolaşır kendilerine isabet eder.Bu yüzden dert ve sıkıntıların sonu gelmez. Bahsi geçen Yunus beyin muhterem annesi ,oğlunun o kötü haline dayanamayıp beddua etseydi, belki onun o kötü hali daha da beter olurdu.Halbuki maneviyatlı olgun kadın, gece gündüz oğlunun selahı için dua etti ve semeresini gördü.Çünkü ısrarla ve samimiyetle yapılan duanın  kabul edileceğini biliyordu.İnsan oğlu anne duası bereketi ile ne halden ne hale geliyor.Tahammül edelim.Çünkü Allah’u Teala her şeye kadirdir.