Ka’bü’l-Ahbar (r.a) Hz. Ömer’in huzurunda şöyle anlattı: “Ey emirulmü’minin, geçmiş peygamberlerin kitaplarında okuduğum en acayip şeyi sana haber vereyim. Bir peçeli baykuş, Süleyman aleyhisselamın yanına geldi, selam verdi. Hz. Süleyman selamını aldı. Sonra aralarında şöyle konuşma geçti:

 

  “Ey baykuş, neden topraktan bitenlerden yemezsin?”

 

 “Hz. Âdem topraktan biten şey (buğday) sebebiyle cennetten çıkarıldı.” dedi.

 

 “Niçin su içmezsin?” diye sordu;

 

 “Çünkü Nuh aleyhissealmın kavmi suda boğuldu.” Dedi.

 

 “Neden imar edilmiş mamur yeri terk edip harabeleri mesken tutarsın.”

 

 “Harabeler Hz. Allah’ın mirasıdır, bende Hz. Allah’ın mirasında otururum.”

 

 “Harabe üstüne konduğunda ne dersin?”;

 

 “Burada yiyip içerek geçinenler hani nerdedir?” derim.

 

 “Ya imar edilmiş yer üzerinden geçsen ne dersin?”;

 

 “Yazık Âdemoğluna ki önünde nice güçlükler varken nasıl rahat uyumaktadır?” derim.

 

 “Gündüzleri niçin çıkmazsın?”

 

 “Âdemoğlunun kendisine ettiği zulmün çokluğundan…” dedi.

 

 “Öterken ne dersin?”

 

 “Ey gafil, ahret yolculuğun için azık hazırla! Derim ve “Subhane halikun nur” diye zikrederim.” Dedi.

 

 

 

            Bunun üzerine Hz. Süleyman (a.s) şöyle buyurdu: “Kuşlar içinde insanoğluna bu kadar güzel nasihat eden ve bundan daha şefkatli olanı yoktur. Cahillerin ondan nefret etmeleri, onu uğursuz saymaları ne acayip şeydir!...”